Hüda Kaya’dan basının engellenmesine tepki

  • 17:02 1 Ekim 2020
  • Güncel
VAN - Helikopterden atıldıktan sonra verdiği yaşam mücadelesini kaybeden Servet Turgut’un taziyesini ziyaret ettikten sonra partilerinin İpekyolu ilçe binasının önünde açıklama yapmak isteyen heyet, polisler tarafından basın öne sürülerek engellendi. HDP’li Hüda Kaya, “Halklar bunu görmezden gelmemeli” diyerek, tepkisini dile getirdi. 
 
Van'ın Çatak ilçesinde "Yıldırım-10 Norduz" operasyonuna çıkan askerler tarafından Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı Çığlıca köyünün Yoğurtlu mezrasında 11 Eylül’de gözaltına alındıktan 2 gün sonra Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin yoğun bakım ünitesinde tedavi altında oldukları ortaya çıkan ve Osman Şiban’la birlikte helikopterden atıldıkları belgelenen Servet Turgut (55), dün yaşamını yitirdi. Ardından Van’ın Edremit ilçesinde bulunan Yenimahalle Mezarlığı’nda polis ablukasında defnedilen Servet’in taziyesi bugün Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) heyeti tarafından ziyaret edildi. 
 
Basına engelleme
 
Heyetin ziyareti esnasında çekim yapan ajansımız Jin News ile Mezopotamya Ajansı muhabirlerini engelleyen polisler ile heyet arasında gerginlik yaşandı. Ardından ise HDP İpekyolu İlçe Örgütü binası önünde açıklama yapmak isteyen heyet yeniden polis tarafından engellendi. “Mezopotamya Ajansı burada çekim yapamaz” diyen polislere karşı heyet ise açıklama yapmayacaklarını belirtti.
 
Heyette yer alan Demokratik İslam Kongresi (DİK) Eşsözcüsü ve HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, polislerin taziyedeki yaklaşımını ve basın mensuplarına yönelik yaklaşımını değerlendirdi.
 
‘AKP toplumun yaşamını cehenneme çevirdi’
 
Servet Turgut’un abluka eşliğinde defnedilmesiyle beraber yaşamını yitirenlerin tecrit altında tutulduğunu belirten Hüda, “Ben daha konuşmama henüz başlamıştım ki, dışarıdan bir şekilde müdahale oldu ve gergin anlar yaşandı. Orada yaşadığımız hadise taziyeye yapılan müdahale ve kuşatma mezarlıklara yapılan kuşatmalar. Aile zaten yirmi dört saat abluka altında. Çıkan herkesin kontrol altında olması hatta taziye yerine kilometrelerce mesafede yolların abluka ve kontrol altında tutulması bir savaş alanını, bir işgal manzarasını gösteriyor zaten. Yapılan adaletsizlikler, hukuksuzluklar ve masum insanlarımızın başına gelenler, AKP iktidarının bir toplumun yaşamını nasıl cehenneme çevirdiğini görüyoruz” dedi.
 
Polisten ‘Mezopotamya Ajansı’ şartı 
 
Türkiye’de yaşayan insanların düşüncelerini ifade edememe, barışa ve demokrasiye sahip çıkmada bile mahrum bırakıldığını ve bunun bütün dünyanın da şahitlik ettiğine vurgu yapan Hüda, “Bu anlamda özellikle taziyede konuşmamıza müdahale edilirken basınsız bir şekilde hemen ‘iki kelime konuşmanızı yapın’ gibi kısıtlayıcı, sınırlayıcı, ahkâm kesici hatta yer yerde fetva verici bir şekilde yaklaştılar. Bunlar siyaset, diyanet, emniyet ve ahkâm kesme pozisyonundalar. Tepeden tırnağa o nefretle zulüm söyleminin pratiğini yerine getiren elemanları görüyoruz karşımızda. Taziyemizi hem erkekler hem kadınlar bölümünde yerine getirdikten sonra, İpekyolu ilçemize geldik. Burada basın açıklamamızı yapmak üzere geldiğimiz noktada ise eşbaşkanlarımızın yürüttüğü müzakerede dayatılan nokta da ise; ‘Mezopotamya Ajansı’nın çekimlerde olmaması şartıyla vekillerin konuşmasına izin verebileceklerini arsızca ifade edebiliyorlar” sözlerini kaydetti.
 
‘Bir vahşetle karşı karşıyayız’
 
İktidarın gerçekleri ulaştırmada halkı yıllardır mahrum bıraktığını ve kendi yanlarında olan basını bile polislerin kontrol altında tutmaya çalıştığını dile getiren Hüda, “Biz de bunu kabul etmedik basınımızın kendi keyfi iradelerine göre biri olabilir biri olamaz şeklinde ‘terörize’  edici yaklaşımlarını doğru bulmadık, kabul etmedik. Baştan sona ne kadar büyük bir ciddiyetle demokrasi mücadelesi vermemizin ne kadar yakıcı bir zaruret hali olduğu bir kez daha burada gözler önünde. Bununla ilgili bir kez daha şahit olduk. Burası Van diye ve bu yaşananlar Kürt halkımıza yapılıyor diye Türkiye’nin batısında yaşayan halklar bunu görmezden gelmemeli. Burada bir kez daha çağrıda buluyorum; Kürt olmayan diğer bütün halklar, burada yaşananlar, burada Kürt köylülerine, Kürt esnafına, Kürt kadınlarına yönelik yapılan tüm zulümler, dayatmalar hiçbir şekilde ne demokrasiyle ne insanlıkla ne hukukla ne adaletle ne de yasayla bağdaşmayacak bir vahşetle karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı. 
 
‘Köprüden önceki son virajdayız’
 
“Türkiye demokrasisini kaybediyor, geleceğini kaybediyor” diyen Hüda konuşmasına şöyle devam etti: “Bakın şu anda biz aslında kaderimizi belirliyoruz. Bugün bir kırılma noktasındayız. Köprüden önceki son virajdayız artık ve Kürt halkımızın HDP’lilerin başına gelenleri karşı karşıya kaldığı yaşam şartlarını, Türkiye’nin tamamını görmek, bilmek ve anlamak zorunda. Bizler buna şahitlik edip her bir tarafta bunu anlatmaya devam edeceğiz. Bu sadece HDP’lilere yönelik bir zulüm, bir haksızlık değildir. Bugün HDP’liler üzerinden yürütülen faşizm politikaları iktidarın istediği gibi sonuca ulaştığında geride Meclis içinde ya da dışında bir siyasi partide kalmayacak. Başka bir siyasi veya STÖ yapıları da kalmayacak bugün sadece mesele HDP’ye sahip çıkma meselesi değildir, bugün demokrasiye sahip çıkma zamanıdır.”
 
‘Bugün insanlığa sahip çıkma günü’
 
Hüda son olarak, “Artık bunu görelim ve bu zulme yeter diyelim. Bugün muhalefeti hep birlikte bütün kimliklerin, partilerin üstünde büyütmenin, muhalefeti güçlendirmenin, demokrasiyle sahip çıkmanın ve dayanışmanın günü. Parti ve etnik kimlik söz konusu olmadan bugün insanlığa sahip çıkma günü” dedi.