‘Halklar tecridi kırmak için kenetlenmeli’

  • 09:01 5 Ekim 2020
  • Güncel
Safiye Alağaş
 
DİYARBAKIR - PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan mutlak tecride dikkat çeken TJA aktivisti Arzu Karaman ve HDP Sur İlçe yöneticisi Makbule Güner, halkların tecridi kırmak için kenetlenmesi gerektiği mesajı verdi. 
 
İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde 21 yıldır tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik mutlak tecrit politikası devam ediyor. Dönem dönem yapılan eylemlerin sonucunda hükümet geri adım atmak zorunda kalarak Abdullah Öcalan’ın aile ve avukatlarıyla görüşmesinin önünü açmak durumunda kalıyor. Bunlardan biri de 5 Eylül 2016’da  50 Kürt siyasetçinin tecridin kaldırılması için başlattığı açlık grevi oldu. Bu eylemde Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Arzu Karaman da yer almıştı.
 
‘Abdullah Öcalan halklar için umuttur’
 
Arzu, Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecridin bugün hala devam ettiğini dile getirerek, tecridin insanlık suçu olduğunu belirtti. Arzu, "Toplumu, insanlığı, doğayı, yaşamı esas alan fikirleri ve ideolojisi var. Cezaevinde tutsak olması bütün bunlara terstir. Doğayı, yaşamı, toplumu esas aldığı için biz de her daim fikirlerini savunuyoruz. Bugün Ortadoğu'ya baktığımızda, bitmeyen bir savaş var. Bu savaşta kadınlar çocuklar, herkes katlediliyor. Sayın Öcalan Ortadoğu başta olmak üzere bütün dünyaya insanlığa ve halklar için bir umuttur. Kendisi barışın elçisi değil, barışın ta kendisidir" dedi.
 
'Sizin tabutu layık gördüğünüz kadını, Sayın Öcalan öncü olarak görüyor'
 
Kadınların Abdullah Öcalan'a olan bağlılığının sorgulandığının altını çizen Arzu, şöyle devam etti: "Sizin tabutu layık gördüğünüz, her gün katlettiğiniz kadını Sayın Öcalan öncü olarak görüyor. Toplumun kurtuluşu olarak görüyor. Bundan kaynaklı Sayın Öcalan'ın bizim önümüze koyduğu özgürlükçü paradigmanın etrafında kenetleniyoruz. Özgürlükçü kadın paradigmasının birer neferiyiz. 5 Eylül 2016 yılında tecridi kırmak için 50 Kürt siyasetçi olarak açlık grevi eylemi başlattık. O süreçte Sayın Öcalan ailesi ile bir görüşme gerçekleştirdi. O görüşmede 'Ben burada her zaman barış için huzur için ne yapılması gerekiyorsa hazırım' diyerek net bir mesaj verdi. Fakat devlet aklı üstüne düşeni yapmadı. İktidar ve devletçi zihniyet bunu kabul etmedi. Neden? Çünkü hiç bir zaman barış, huzur, ahlaki ve politik bir toplum iktidarın hesabına gelmez. İktidar kendini bunun tam tersi üzerinden var ediyor. Halk olarak bize laik görülen ölümü biz ret ediyoruz. Bu gün kadın şahsında ahlaksız bir toplum yaratılmak isteniyor. Fakat kadın ahlaksız toplumu ret ediyor."
 
‘Tek kurtuluş Abdullah Öcalan etrafında kenetlenmek’
 
Kadınlar olarak yeterince bedel ödediklerini söyleyen Arzu, artık bir kadının bile katledilmesine tahammüllerinin olmadığını vurguladı. Kadının yaşamın kendisi olduğunu belirten Arzu, her daim Abdullah Öcalan etrafında kenetleneceklerini dile getirdi. Arzu, kadınların örgütlenmesi gerektiğini ifade ederek, "Bu gün kadına ölüm layık görüyorsa kadının öz savunmasından başka şansı kalmamıştır. Sayın Öcalan üzerindeki tecrit sadece kadının veya Kürt halkının sorunu değildir. Bu tecrit bütün dünyada halklara uygulanan bir tecrit. Çünkü fikri düşüncesi ortaya koyduğu ideolojisi bütün halkların, bütün toplumların kurtuluşudur. Bundan kaynaklı haklar olarak tecridi kırmak için kenetlenmeliyiz. Bizim tek kurtuluşumuz Sayın Öcalan etrafında kenetlenmektir. Bu tecrit 20 yıldır sürüyor. Biz artık bunu kabul etmiyoruz" diye konuştu.  
 
'Devletler tecride sessiz kalarak tecridi onaylıyor'
 
Arzu, Avrupa Uluslararası İşkenceyi Önleme Komitesi’nin (CPT) sorumluluğunu yerine getirmediğine dikkat çekerek, "CPT eğer AKP-MHP rejiminin emri altına girmişse, çıkıp desin ‘ben görevimi yapamıyorum’. Çünkü görevini yerine getirmiyor. Uluslararası insan hakları örgütlerinin sessiz kalması iktidarların işine geliyor. Sayın Öcalan devletçi ulusa karşı, daha özgürlükçü ve çoğulcu bir sistemden yana. Onun fikirleri ve düşünceleri devlet sistemini zayıflatacağı için, tecritte olması devletlerin işine geliyor. Uluslararası güçler bundan kaynaklı tecride sessiz kalarak tecridi onaylıyorlar" dedi. 
 
'Sayın Öcalan komployu boşa çıkardı'
 
Abdullah Öcalan'ın 9 Ekim 1998 yılında Suriye'den çıkışına da değinen Arzu, uluslararası bir komplo ile Suriye'den çıkmak zorunda kaldığını belirtti. Komplo ile Kürtlerin yok edilmek istendiğini söyleyen Arzu, şunları ifade etti: "Sayın Öcalan'ı bedenen esir aldılar. Bütün ideolojisi bütün fikirleri yaşamda yer alıyor. Boşa çıktılar. Çok büyük yanıldılar. Sayın Öcalan uluslararası güçlerin planlarını bozdu. 20 yıldır İmralı cezaevinde. Kürtler bitti mi? Hayır. Yok edilmek istenen bir halkın gerçekliğini ortaya koydu. Kürt halkının inkar edilemeyeceğini ortaya koydu. Geçmişte Kürt halkını bitirmek isteyen çok iktidar oldu. Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Kenan Evren pratikleri var. Ne oldu Kürt halkını bitirebildiler mi? Bitiremediler. Bu günkü sistem onlardan daha faşist bir zihniyeti barındırıyor. Ama yok edemiyorlar. Yok edemezsiniz çünkü ortada bir gerçeklik var. Gerçeği hakikati nasıl ortadan kaldıracaksın, yok edeceksin. Bu gün yok etsen yarın bir yerden yine sızar gelir karşında durur. Kendine göre bir Kürt yaratmak istiyor. Köle Kürt yaratmak istiyor. Ama biz kimsenin Kürdü değiliz. Bu işin tek çözümü diyalogdur. Birlikte huzurlu, ahlaklı ve politik bir toplum yaratalım. Bütün insanlığın Sayın Öcalan'a sahip çıkması gerekiyor. İnsanlığın ahlaki ve politik bir topluma ihtiyacı var.”
 
'Biz direndikçe, onlar öfkeleniyor'
 
HDP Sur İlçe Yöneticisi Makbule Güner de Abdullah Öcalan'a uygulanan tecride karşı direnmek gerektiğini belirterek, “Kürt halkı mücadele ettikçe onların öfkesi daha da artıyor. Biz de bunu biliyoruz. Onlar saldırıyor biz de direniyoruz. Direnmekten başka şansımız yok. Sayın Öcalan da orada direniyor. Onun direnişi bizi ayakta tutuyor” diye vurguladı.
 
“Bütün devletler Sayın Öcalan'dan korkuyor. Çünkü yeni bir Yaşamın modelini oluşturdu. Bu yeni yaşam modeli onların işine gelmediği için saldırdılar" diyen Makbule,  şöyle devam etti: "Onun özgür olması bütün devletlerin sistemi için tehlikeliydi. Çünkü onları ayakta tutan sistem küçülürdü. O yüzden çareyi komplo ile Türkiye'ye teslim etmekte buldular. Kendi iktidarlarını koruma için Türkiye'nin eline verdiler. Ancak Sayın Öcalan daha da büyüdü. Bu gün Kürt mücadelesi bütün dünyada tanınıyor. Ne ölümden ne tutuklanmaktan korkuyoruz."
 
'Barışa adım atmak büyük bir erdem'
 
Devletin “Kürt sorunu”nu silahla çözmekten yana olduğunu ve bundan vazgeçmediğini ifade eden Makbule, "Kürtler masaya oturmaya hazır, onların gelin oturalım demesi gerekiyor. Sanıyorlar ki masaya oturduklarına küçülecekler. Oysaki barışa adım atmak büyük bir erdemdir. İnsanı kutsallaştırır, yüceltir" şeklinde konuştu.