9 Ekim ve halkın özsavunma direnişi

  • 09:06 6 Ekim 2020
  • Güncel
QAMIŞLO -  Türkiye ve ona bağlı grupların Serêkaniyê ve Girê Spî’ye 9 Ekim 2019’da başlattığı saldırılarda çok sayıda sivil yaşamını yitirdi, binlercesi göç etmek zorunda kaldı. Halkın gelişmiş silahlara karşı özsavunma direnişi ise hafızalara kazındı.
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a 9 Ekim 1998 yılında geliştirilen uluslararası komplonun yıldönümünde yani 9 Ekim 2019’da Türkiye ve ona bağlı gruplar Kuzey ve Doğu Suriye’de halkların mozaiği olan Girê Spî ve Serêkaniyê kentlerine saldırdı. Saldırıların ana hedeflerinden biri Abdullah Öcalan’ın demokratik ulus paradigmasının bölgede hayata geçirilmesi oldu. Saldırıların ayrıca tarihsel bir dayanağı da vardı. Bölgede tanrıça kültürü olan Til Xelef’in etkisi büyük oranda hissediliyordu. Til Xelef’in yer altı ve yer üstü zenginlikleri bölgeyi günümüze kadar süregelen saldırıların ve savaşların merkezi haline getirdi.
 
Kent Lozan’la bölündü
 
Til Xelef kültürünün yaşatıldığı Serêkaniyê, Yukarı Mezopotamya’nın neolitik çağlardan beri var olan en eski şehirlerinden biri. Defalarca savaşlara ve yağmalamalara şahitlik eden Serêkaniyê, varlığını günümüze kadar korumayı başardı. Sahip olduğu 360 adet su pınarıyla bilinen Serêkaniyê için Romalılar, Babilliler, Akadlılar, Sümerliler, Osmanlı, İngiliz ve Fransızlar Fırat ve Cizîrê bölgelerinin ana rahmi ve ticaret açısından büyük bir rolü olan bu kutsal topraklar için savaşlar yürüttü. Kent, 1’inci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Lozan Antlaşması’yla Türkiye ve Suriye arasında paylaşılarak parçalandı.  
 
2014’te özerklik ilan edildi
 
2011’de başlayan Suriye’deki iç savaşta Cebhet El-Nusra çeteleri 12 Kasım 2012’de kente saldırdı. Özsavunmasını yapan halk kenti çetelerden temizledikten sonra 24 Ocak 2014’te özerklik ilan etti. Halk meclis ve komünlerde örgütlenmeye başladı ve Abdullah Öcalan’ın demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmasını esas aldı. Bu süreçte Serêkaniyê ve köylerinde 128 meclis ve 7 komün kuruldu. İlk defa Serêkaniyê’de bütün uluslar kendi dillerinde konuşmaya ve eğitim almaya başladı. 
 
Girê Spî ve ortak yaşam 
 
Girê Spî, 1916 yılında İngiltere ve Fransa arasında imzalanan ve Rusya tarafından da onaylanan Sykes-Picot Anlaşması sonucunda Arap şehri olarak kabul edilen bir kent. Girê Spî halkı Suriye’deki iç savaş ve DAİŞ çetelerinin saldırısı sonucu özgürleştirildikten sonra 2015 yılında özerklik ilan etti. Girê Spî Özerk Yönetimi'nin 2016 yılında yaptığı nüfus sayımına göre kentin yüzde 55’i Kürt, yüzde 38’i Arap ve yüzde 7’si de Türkmen ve Ermenilerden oluşuyor. Özerklikten sonra Girê Spî Kuzey ve Doğu Suriye’ye bağlı kanton olurken, halklar hep birlikte ortak bir yaşam örmeye başladı. Bölge halkı demokratik ulus temelleri üzerinde eşit, özgür ve demokratik yönetimlerini örgütlemek için kolları sıvadı. Bölge ve halkların ihtiyaçları doğrultusunda öncülük edecek birçok kurum ve kuruluş oluşturuldu. Aynı zamanda bölgede ilk defa eşbaşkanlık sistemi hayata geçirildi. Girê Spî aynı zamanda Kobanê ve Serêkaniyê’yi birbirine bağlayan stratejik bir konuma da sahipti. 
 
Amerika ve Türkiye işbirliği
 
İki kent de stratejik konumda olması itibariyle Türkiye ve ona bağlı grupların ilk yöneleceği alanlar oldu. Saldırılardan hemen önce yani 7 Ekim 2019 günü koalisyon güçleri alandan çekilerek halkı saldırılara açık duruma getirdi. ABD Başkanı Donald Trump, “Güçlerimiz DAİŞ’i yenilgiye uğratmak için Kuzey ve Doğu Suriye’de savaştılar. Tüm güçlerimizi sınırdan çekiyoruz. Fakat Kürtlerin geleceğinden de kaygılıyız” açıklamasında bulundu.
 
9 Ekim saldırısı ve halkın özsavunması
 
Akabinde Türkiye’ye ait savaş uçakları ve onlara bağlı gruplar 9 Ekim günü Serêkaniyê’de Şehit Ronahî Akademisi’ne saldırı düzenledi. Bu saldırılara karşı Serêkaniyê halkı savaşçılarının yanında yer alarak Türkiye ve destekledikleri gruplara karşı özsavunmalarını gerçekleştirdi.
 
50 bin kişi göç etti
 
Türkiye savaş uçakları Serêkaniyê ve köylerini bombaladığında 50 bin kişi göç etmek zorunda kaldı. Til Temir ve Hesekêliler, göç eden halka kapılarını açarak yaralarını sardı. Çünkü Til Temir ve Hesekê halkı da bu acılara hiç yabancı değillerdi.  12 bin kişi inşa edilen Waşûkanî Kampı’na diğerleri ise Hesekê’de 64 okula yerleştirildi. Daha önce göç etmek zorunda kalan Asuriler de evlerini Serêkaniyê’den gelenlere açtı. Özerk Yönetim’in resmi kayıtlarına göre 4 bin kişi Til Temir köylerine ve okullara yerleştirildi. 
 
Hastane saldırısını görüntüler doğruladı
 
Bir yandan göç bir yandan ise direniş devam ediyordu. Savaş uçakları Serêkaniyê ve Roj hastanelerini hedef alarak bombalarken, Türkiye’de hükümet yetkilileri bunu reddetse de hastaneden çekilen görüntüler saldırıyı doğruluyordu. Yine Türkiye’nin yasaklı olan beyaz fosfor gazı kullandığı iddia edilmişti. Saldırılarda yaralanan 13 yaşındaki Mihemed Hemîd’in vücudunun büyük bir kısmında yanma olmuş ve bölgedeki doktorlar kimyasal yanığı olduğunu açıklamıştı. Mihemed’in tedavi olurken attığı çığlık ise bölgede yaşananların aynası oldu. 
 
Hevrîn Xelef katledildi
 
Yine saldırılarda Suriye Gelecek Partisi Genel Sekreteri Hevrîn Xelef, suikast sonucu Türkiye’nin de destek verdiği Ehrar El-Şerqiyê çeteleri tarafından 12 Ekim günü M4 karayolu üzerinde işkence edilerek katledildi. Hevrîn’in katledilmesi kadınlardaki öfkeyi daha da büyüttü. Hevrîn’in katledilmesiyle halklar arasındaki birlik hedef alınmıştı. 
 
Konvoy bombalandı
 
Cizirê Kantonu’nda yaşayan halk da 13 Ekim günü canlı kalkan olmak için gittikleri Serêkaniyê'de bombardımanın hedefi oldu. Bu saldırı sonucunda Hawar Haber Ajansı (ANHA) muhabiri Seed Ehmed, Çira TV muhabiri Mihemed Hesen Reşo, Yadê Eqîde Osman ve 10 sivil yaşamını yitirdi, 3 gazeteci ve 74 sivil de yaralandı. 
 
Sağlık çalışanları da hedef alındı
 
Yaralıları kurtarmak için zamanla yarışan Heyva Sor a Kurd üyeleri de bombaların hedefi oldu. 3 Heyva Sor a Kurd üyesi yaralıları getirmeye gittikleri sırada ağır yaralandı. 14 Ekim’de de yaralıları getirmek için tekrar yola çıkan Heyva Sor ekibi bir kez daha hedef alındı. Ekipte yer alan ve ağır yaralanan sağlık çalışanı Hayil El-Salih daha sonra yaşamını yitirdi. 
 
Saldırıların durdurulmasına ilişkin sözleşme
 
17 Ekim’de Amerika ve Türkiye, 23 Eylül’de ise Rusya ve Türkiye Serêkaniyê ve Girê Spî’ye yönelik saldırıların durdurulması için anlaşmaya vardı. Bu anlaşma çerçevesinde QSD 30 kilometre geri çekildi. Anlaşmaya rağmen Türkiye’den birçok kez bombardıman ve taciz ateşleri açılmaya devam edildi.
 
Okullar askeri noktaya dönüştürüldü
 
Türkiye’nin saldırısı altında olan Serêkaniyê’de direnen halkın geri çekilmesinden sonra 25 okul askeri nokta olarak kullanılmaya başladı. 26 okul ise savaş uçakları ve top atışları sonucu vurularak kullanılamaz hale getirildi. Halkların mozaiği olan kentte şu an okullarda Türkçe ve Arapça eğitim veriliyor.
 
Serêkaniyê’de talan devam ediyor
 
Türkiye’ye bağlı gruplar da “İlçe Meclisi” adı altında Türkiye ile ticaret yapmak için sınır kapısı açtı. Serêkaniyê ve köylerindeki tüm buğday depoları boşaltılarak Türkiye’ye götürüldü. Halkın binlerce dönüm tarlası da yakıldı ve mallarına el konuldu.
 
Yapılanlar toplumsal değerlere karşı 
 
DAİŞ çetelerine karşı yapılan savaşta yaşamını yitiren özgürlük savaşçılarının mezarları askeri nokta yapılırken, Êzidîlerin mezarlıkları da tahrip edildi. Hayata geçirilenler ise kadına ve oradaki halklara karşı DAİŞ zihniyetinin yeniden canlandığını gösteriyor. Bölgede yapılanlara uluslararası hiçbir güç ve kurumdan ses veya tepki çıkmıyor. 
 
Girê Spî’de saldırı, katliam, talan ve göç
 
Türkiye ve ona bağlı grupların Girê Spî’ye saldırıları sonucunda da binlerce halk yerlerinden göç ederek Eyn Îsa’ya yerleşmek zorunda kaldı. Yaşananları yerinde takip eden YPJ basın üyesi Dilovan Gever, kurşunların hedefi olarak katledildi. YPJ’li Amara Rênas da yaşamını yitirdi. Daha sonra Amara’nın bedeni teşhir edilirken, görüntüleri sosyal medya hesaplarından paylaşıldı.
 
Efrîn’de olduğu gibi Serêkaniyê ve Girê Spî’de de hak ihlalleri, kadınlara dönük taciz ve tecavüz politikaları hayata geçirildi. Kaçırma ve gözaltı olaylarının da yaşandığı Girê Spî’de halk, bir süre önce sokaklara çıkarak Türkiye ve ona bağlı grupları protesto etmişti.
 
Hevrînler’den mücadelesi ardıllarında
 
Saldırıların gölgesinde Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nü karşıladı. Kadınlar, katledilen Hevrîn Xelef, Yadê Eqide ve Amara Rênas’ın mücadele bayraklarını devralarak, bölgede dalgalandırdı.
 
345 sivil katledildi
 
Cizirê Bölgesi İnsan Hakları Örgütü’nün verilerine göre 9 Ekim saldırılarında 4'ü gazeteci, 2’si sağlık çalışanı toplam 345 sivil yaşamını yitirdi. Yine örgütün verilerine göre 12’i gazeteci 4’ü sağlık çalışanı toplamda bin 197 sivil yaralandı.
 
Saldırılar sonrası 59 tecavüz olayı
 
Örgütün saldırılardan sonra elde ettiği bilgilere göre Serêkaniyê ve Girê Spî’de 59 tecavüz olayı, 6 bin 103 gözaltı, 794 işkence edilerek kaçırılma, 16 kaçırılma vakası kaydedildi.