Serpil Kızılçay: Ankara İsmail abisini ben ise hayat arkadaşımı kaybettim

  • 09:02 8 Ekim 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
ANKARA - 10 Ekim katliamında hayatını kaybeden İsmail Kızılçay’ın hayat arkadaşı Serpil, yoldaşını anlatıyor: “Ankara İsmail abisini kaybetti, ben çok sevdiğim hayat arkadaşımı, yoldaşımı kaybettim, çocuklarım babasını kaybetti. Kaybolan bedenidir.  İsmail her zaman sevenlerinin kalbinde yaşıyor. İsmail’i canım eşimi kimse unutturamaz, kimseye de unutturmam.”
 
Ankara’da 10 Ekim 2015 günü “Savaşa inat, barış hemen şimdi” sloganıyla Ankara Gar’ı önünde toplanan binlerce kişiye dönük gerçekleşen katliamın üzerinden beş yıl geçti. Kamu Emekçileri Sendikası (KESK), Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları Birliği (TMMOB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla düzenlenen “Emek ve Demokrasi Mitingi”ne yönelik DAİŞ tarafından gerçekleşen iki bombalı saldırıda 100’den fazla kişi yaşamını yitirirken, 500’den fazla kişi de yaralandı.
 
Göz göre göre gelen katliam
 
Barış isteği ile Türkiye’nin dört bir yanından gelen yurttaşlar olacaklardan habersiz sabahın ilk saatlerinde Tren Garı önünü doldurdu. Göz göre göre gelen katliamda miting alanı kana bulanırken, polisler yaralı yurttaşların üzerine gaz bombaları attı. Dava sürecinde ise hiçbir kamu görevlisi yargılanmadı. Hayatını kaybedenlere yönelik polis saldırısı, katliamdan sonra hükümet yetkililerin katliamı övücü sözleri, anmalara saldırı, yasaklamalar  vs., katliamda hayatını kaybedenlerin acısını katlarken, her geçen sene öfkelerini büyüttü.
 
İsmail Kızılçay…
 
Katliamda hayatını kaybedenlerden biri de inşaat emekçisi ve sendikalı İsmail Kızılçay’dı. 10 Aralık 1964’te Ankara’da dünyaya gelen İsmail, askeri memur olan baba, geleceklerini garanti altına almak, dönemin siyasi çatışmalarından korumak için üç oğlunu da askeri okula gönderdi. Hatta İsmail’i bir an evvel okula sokabilmek için yaşını iki yaş büyüttürdü. İsmail, Mamak Jandarma Okulu’na yatılı başladı. Okul bitince ilk tayini Bursa’ya çıktı, ardından Malatya’ya gitti. O sıralar, kuzeni Serpil ile nişanlandı.  25 Ağustos 1984’te evlendiler.  İsmail’in görevi nedeniyle Kayseri’ye yerleştiler. Zaten Mamak Jandarma Okulu’na yatılı başlayınca, evine sadece hafta sonları gidebiliyordu.
 
Askerlikten eylemlere…
 
1990’da kalp ve tansiyon hastası olduğu için malulen emekli oldu.  İsmail, emekli olduktan sonra vaktinin büyük kısmını mensubu olduğu örgüt ve derneklere ayırmaya başladı, bir yandan da ek gelir getirecek kısa süreli işlerde çalıştı. Pazarlamacılık yaptı, inşaat ve restorasyon işlerinde çalıştı. Elektrik, boya badana ve daha bir çok işi yaptı.
 
Ethem Sarısülük’ün yakın arkadaşıydı
 
Kızılay’daki Gezi eylemleri sırasında polis kurşunuyla hayatını kaybeden Ethem Sarısülük, Alınteri gazetesinden yakın arkadaşıydı. Vurulduğu sırada da yanındaydı. Ethem hastanede yaşam savaşı verirken düzenlenen eylemlerde, polis müdahalesi sırasında iki kez başı yarıldı ama hep meydanlara geri döndü. İsmail’i anlatan herkes TEKEL direnişinde, Gezi direnişinde en ön saflarda yer aldığını ve mücadeleden hiç geri adım atmadığını söylüyor.
 
‘Emeğe çok değer verirdi’
 
Eşi Serpil Kızılçay İsmail’in ardından kalanları, hayallerini ve yarım bıraktıklarını ajansımıza anlattı. “İsmail hayat dolu sosyal bir insandı hiçbir insanı ayırt etmeden sever saygı duyardı” diye söze başlayan Serpil, İsmail’in özellikle çocukları çok sevdiğini anlatıyor. Serpil, “Bazen ben eşime takılırım sana kreş açacağım diye gülerdi. Gözlerinin içi gülerdi. Emeğe çok değer verirdi, kimsenin hakkını yememiştir ama onun hakkını yiyenler çok olmuştur. Kimseye borçlanmayı sevmezdi. Yarım ekmeği paylaşmasını bilen adam gibi bir adamdı. Birisi param yok desin veya başka şeye ihtiyacı olsun muhakkak bulur onu iletirdi” diyor.
 
‘Çok sevdiğim hayat arkadaşımı, yoldaşımı kaybettim’
 
İsmail’in çevresinde sevilen ve saygı duyulan biri olduğunu aktaran Serpil, şöyle devam ediyor: “Ankara’nın İsmail abisiydi. O kara 10 Ekim gününde Ankara İsmail abisini kaybetti ben çok sevdiğim hayat arkadaşımı, yoldaşımı kaybettim, çocuklarım babasını kaybetti. Kaybolan bedenidir.  İsmail her zaman sevenlerinin kalbinde yaşıyor. İsmail’i, canım eşimi kimse unutturamaz, kimseye de unutturmam.”
 
‘Onu anlatmak kelimelere sığmaz’
 
Herkesin olduğu gibi İsmail’in de hayalleri olduğunu aktaran Serpil,  emeğe saygı, barışçıl bir hayat çocuklarını evlendirip torun sahibi olmanın hayallerinden yalnızca bir kaçı olduğunu dile getiriyor. “Birde çok sevdiği köyüne yerleşip hayat sürmek”  diye İsmail’in yarım kalan hayallerini sıralayan Serpil, İsmail’i anlatmanın kelimelere sığmayacağını ve onu anlatmak için onunla yaşamak ve tanımak gerektiğini söylüyor.
 
‘Evimizin kapısını sanki taziye için açıp gitti’
 
İsmail ile en son 10 Ekim günü sabah beraber kahvaltı yaptıklarını anlatan Serpil, şöyle devam ediyor: “Bana akşamdan söylemişti ‘yarın miting var’ diye. Ben büyük bir operasyon geçirmiştim, ‘ameliyat olmasaydım gelirdim’ dedim. Dokuzu yirmi gece evden çıktı. İki kez kapıdan döndü heyecanlıydı, telefonunu unutmuştu. Evimizin kapısını açık bırakıp  gitti sanki ölümünden sonra  tanıdığımız tanımadığımız insanlar taziyeye gelsin diye. Gidiş o gidiş dönüşü olmayan yola gitti katliam yerine. Tabi ki İsmail eşimi kaybedince hayatımızda çok şey değişti. Evimizde gülüşmeler ve neşe sesleri yok oldu. Evimizi sessizlik, hüzün aldı. Çareyi psikiyatrda aradık tabi ki o da çare değildi.  Ben üç çocuğumla baş başa kaldım kimse kimseye göz yaşını göstermemek için ayrı odalarda gizli gizli ağlıyoruz.  Eşimin çocuklarına  ve bana en güzel bıraktığı miras insan gibi  yaşamak ve adaletli olmak. İnsan insanları kötü gün başına gelince tanıyor. Ben bizzat bunları yaşayan bir insan olarak biliyorum.”