Edge Tedik: Gidenlerin gelmeyeceğini biliyoruz ama...

  • 09:01 10 Ekim 2020
  • Güncel
Habibe Eren
 
ANKARA - Gar katliamında yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’in yaşamı çok sevdiğini ve dokunduğu her insanı etkilediğini belirten Edge Tedik’in çağrısı ve isteği şu: “Yas zaten içimizde, bu ateş her zaman içimizde kalacak ama kesinlikle kamuoyu bunu unutmasın. Gidenlerin gelmeyeceğini biliyoruz zaten ama bu işin de böyle kapanmaması konusunda hepimiz netiz.”
 
Ankara’da 10 Ekim 2015 günü “Savaşa inat, barış hemen şimdi” sloganıyla Ankara Gar’ı önünde toplanan binlerce kişiye dönük gerçekleşen katliamın üzerinden beş yıl geçti. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ve Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) çağrısıyla düzenlenen mitinge yönelik DAİŞ’in gerçekleştirdiği iki bombalı saldırıda 100’den fazla kişi yaşamını yitirirken, 500’den fazla kişi de yaralandı.
 
Yaşamını yitirenlerin hikayeleri farklı olsa düşleri ve barış tahayyülleri ortaktı. Hepsinin hayali, yarım bıraktığı bir düşü vardı. Onlardan biri de katliamda yaşamını yitiren Korkmaz Tedik’ti. Korkmaz EMEP Genel Yönetim Kurulu üyesi idi ve parti çalışmasında aktif yer alıyordu.
 
Korkmaz, 21 Haziran 1983 günü Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Ören kasabasında politik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelir.  Korkmaz’ın doğup büyüdüğü koşullar, 12 Eylül askeri darbesinin etkilerinin hem sürdüğü, hem de bu etkileri kırmaya yönelik mücadelenin yükselmeye başladığı döneme tekabül eder. Sendikalı ve örgütlü bir ailede büyümesi nedeniyle politik dünyaya yabancı olmayan Korkmaz, üniversite hayatında aktif siyasetin içinde yer alır.
 
Korkmaz’ı, yarım bıraktıklarını, hayallerini ve ardından bıraktığı mücadeleyi ablası Edge Korkmaz’dan dinledik.
 
‘Onların mücadelesini anlayarak büyüdük’
 
Korkmaz’ın, evin en küçüğü olduğunu aktaran Edge, ilkokula başladıktan sonra olanakların daha iyi olması nedeniyle Ankara’ya taşındıklarını belirtiyor. Edge, Korkmaz’ın küçüklüğüne dair şöyle konuşuyor: “Korkmaz, evin küçüğü olduğu için her zaman evin en şirini, en tatlısı, en çok ilgiyi gören çocuğuydu. Biz örgütlü bir aileden geliyoruz, annem babam sendikacıydı. Üç kardeş evde birlikte kalıyorduk. Berivan, ben ve Korkmaz. Biz annemin babamın yokluğunu, onların mücadelesini anlayarak büyüdük. Onlar bize her zaman durumunu ve mücadelelerini açıklayan insanlar oldular. Biz de annem ve babamla birlikte o mücadelenin içerinde büyüdük. Korkmaz küçükken de çok esprili, çok eğlenceli, insanlara kıymet veren çok merhametli bir çocuktu, her zaman öyleydi.”
 
‘Örgütlü bir hayatı tercih etti’
 
Üç kardeşin de farklı kentlerde üniversite kazandığını anlatan Edge, “Hepimiz ayrı ayrı yerlerdeydik ama hiç kopmayan bir bağımız vardı. Bütün insanlar gibi, Korkmaz’ın da bir sürü hayali vardı. Bizim Korkmaz için bir sürü hayalimiz, bir sürü planımız vardı. Korkmaz, üniversitede örgütlü bir hayata başladı. Oradaki ilişkileriyle beraber örgütlü bir hayatı seçti. İşçi sınıfıyla beraber yolunu birleştirmeyi tercih etti. Her zaman saygı duymuşuzdur, içimizde en geç örgütlü hayatı tercih eden kişi Korkmaz olmuştu. Buna rağmen aradaki farkı ciddi anlamda kapattı. Çünkü üniversitede hem öğrenci lideri oldu hem de işçilere yardımcı olmak ve destek olmak için ciddi çabalar gösterdi” diye konuşuyor.
 
‘Öldükten sonra anladık ki sadece bizim için kıymetli değilmiş’
 
Edge,  şöyle devam ediyor: “O zaten bizim için çok kıymetliydi. 10 Ekim’den sonra şunu gördük, sadece bizim için kıymetli değilmiş. Canımız ciğerimiz olduğu için biz Korkmaz’ı çok sevmiyormuşuz. O kadar çok insanın hayatına dokunmuş, o kadar çok insanın hayatında bir yere sahip olmuş ki,  o gittikten sonra bazı şeyleri daha iyi anladık. Onun insanlar için ne kadar kıymetli ne kadar önemli şeyler yaptığını fark ettik.  Sadece yakınlarına değil, çok uzaktakilere de dokunmuş. Mesela düşünebiliyor musunuz, askerlik arkadaşı 6 ay sadece onunla birlikte olmuş, günlerce kapının önünde takside bekledi. Onu görünce çok şaşırmıştım, nasıl bir insan günlerce orda öyle bekler diye. Tanımıyorduk ama Korkmaz için bir şeyler yapabilmek için günlerce beklemiş. Bütün dostları, arkadaşları, yoldaşları öyle... Arkadaşlarıyla bir araya geliyoruz, onun dokunup da etkilemediği kimse yok. Öyle bir güven verir ki insana, kim olursa işleri yoluna koymak için elinden geleni yapar.”
 
‘Yaşamı çok seviyordu’
 
Edge, Korkmaz’ın bütün insanlar için hayalleri olduğunu dile getirirken, “Onunla geçireceğimiz çok uzun yıllar, güzel günler vardı ama maalesef o gün, hayatımızdaki birçok güzel şeyi -anılar dışında her şeyi alıp gitti. Buna alışma, kabul etme diye bir durum yok. Her durumda,  her oturduğumuzda her konumuzda mutlaka Korkmaz’dan söz ediyoruz. Yaşamayı çok seviyordu, o kadar yaşamaya bağlıydı ki, hatta bir arkadaşına ‘Şu duvardaki sinek olsaydım da şu dünyada neler oluyor görseydim’ diyecek kadar yaşama bağlıydı. Yılgınlığı, mutsuzluğu kabul etmeyen, değiştirebilen değiştirmek için çaba harcayan biriydi. O yüzden bizim için ne kadar kıymetliyse, bir sürü insan için de o kadar kıymetli Korkmaz” ifadelerini kullanıyor.
 
‘Onu son kez alanda gördüm’
 
Korkmaz’ı en son 10 Ekim’de alanda gördüğünü aktaran Edge, o anı şöyle anlatıyor: “Miting öncesi birbirimizi aradık, ‘Erken gel Ankaralılar geç geliyor’ dedi. Tamam dedim, akşam için plan yaptık, havanın nasıl olacağını vs. bir gün öncesinden konuştuk. Her şey yolundaydı ben de çok heyecanlıydım. Sabah oldu alelacele evden çıkmaya çalışıyordum. Hatta eşim ‘O kadar acele etme daha miting uzun sürer’ dedi. Nedense o gün çok büyük bir heyecanla hareket ettim. Hiçbir önlem alınmadığı için yollar bomboştu.  Gittim Korkmaz’ı gördüm, sarıldım. Acıkmıştı, börek götürmüştüm. 2-3 dakika Korkmaz’la birlikte kaldım. Sonra birisi seslendi Korkmaz’a, daha ben böreği çıkaramadan patlama oldu; zaten ne olduğunu da anlayamadık. 10 Ekim için bir hazırlığımız vardı ailece. Annemi, arkadaşlarını, herkesi örgütledi. ‘Edoş gel mutlaka gitmemiz lazım, sakın geç kalma’ diye tembihledi. Sayesinde onu son bir kez görmek nasip oldu.”
 
‘103 insanın ailesi tek bir aile oldu’
 
Korkmaz’ı kaybettikten sonra önce bir şok yaşadıklarını ve yıllarca psikolojik tedavi gördüklerini aktaran Edge, “Yardım aldık, daha doğrusu almak zorunda kaldık. Çünkü bir şok yaşadık. Dava ile birlikte ailelerle bir araya geldik, aileleri tanıdık. Oradaki 103 insanın ailesi tek bir aile odu. Etkinliklere, yapılan çalışmalara, başka illerdeki anmalara aileler sahip çıktı, destekledi. Avukatlarla beraber dayanışma içinde büyük bir aile olduk. Özellikle mahkeme zamanlarında herkesin birbirine desteği çok büyüktü. Acı ortak olduğu için birbirini anlayan insanlar, aynı sorunu, aynı derdi yaşayan insanların bir arada olması insana da güç veren bir durum” diye ekliyor.
 
‘Böyle bir katliam unutulmasın, unutturulmasın’
 
Edge, konuşmasına son verirken, şunları dile getiriyor: “Böyle bir katliam unutulmasın, unutturulmasın. Mücadele oldu bu artık, yas zaten içimizde, bu ateş her zaman içimizde kalacak ama kesinlikle kamuoyu bunu unutmasın. Oradaki herkes çok iyi dileklerle, çok güzel duygularla gitti. Belki bu ülkeye bir daha gelmeyecek kadar iyi insanlardı hepsi. Unutmamamız lazım, unutturmamamız lazım. Davanın takipçisi olmak lazım. Gidenlerin gelmeyeceğini biliyoruz zaten. Ne Korkmaz gelecek ne Şebnem ne Ali İsmail. Hiç kimse geri gelmeyecek. Fidanlar geri gelmeyecek ama bu işin de böyle kapanmaması konusunda hepimiz netiz. Bu davayı unutturmayacağız. Bu katliamın da unutulmaması için her şeyi yapacağız."