Asarlık’ta kadınlar örgütlenebilecekleri bir çatı arayışında

  • 09:05 11 Ekim 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - Asarlık semtinde yaşayan kadınlar maruz kaldıkları şiddete karşı etkin bir özsavunma geliştirebilmek için bir araya gelebilecekleri bir çatı istiyor. Kadınlar, şiddete karşı örgütlenmenin gerekliliğine işaret ediyor. 
 
Artarak devam eden erkek şiddetine karşı kadınlar bulundukları her alanda örgütlenme çalışmaları yürütüyor. Özsavunma ile erkek şiddetine karşı mücadele etmek isteyen kadınların en büyük isteği ise  bir çatı oluşturulması. İzmir’in Menemen ilçesine bağlı Asarlık semtinde yaşayan kadınlar da maruz kaldıkları erkek şiddetini anlatarak, semtlerinde gidebilecekleri bir çatının olmadığını belirtti.
 
“Erkektir yapar” anlayışından kurtulması gerektiğini dile getiren kadınlar, semtlerinde kadınlarla bir araya gelebilecekleri bir derneğin kurulmasını istiyor.
 
‘Kadınlar erkeklerden beklememeli’
 
Eşi kaza geçirdikten sonra Asarlık semtinde terzihane açan Mehteber Sulak, kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini savunuyor. Ev emekçilerinin de devletten destek alması gerekliliğine işaret eden Mehteber, kadınları erkeğe mahkum eden politikaların değiştirilmesi istedi. Mehteber, “Kadınlar sanki erkekler hiç yokmuş gibi düşünmeliler. Bence kadınlar erkeklerden daha güçlü. Kadınların da akılları var. Kadın her yerde çalışıyor ama emeği görülmüyor ve olduğumuz her yerde erkek şiddetine maruz kalıyoruz” dedi.
 
‘Kadın evlilik ile köle ediliyor’
 
Asarlık’ta bir kuaförde çalışan 17 yaşındaki Berfin Acer Asarlık’ta yaşayan birçok kadının şiddete maruz kaldığını belirtti. Kadınların çoğunlukla ilköğretimi bitirdikten sonra ya tarlalarda çalışmaya başladığını ya da meslek öğrenemeden evlendirildiklerini dile getiren Berfin, “16-17 yaşında gelinler saç yaptırmaya geliyor. İsteyerek evlendiklerini söyleseler de aileleri ile geldikleri için bence korkuyorlar ya da kendilerini mecbur hissediyorlar. Görücü usulü evleniyorlar. Evlendikten sonra vaat edilenler olmuyor. Evden dışarı çıkamıyorlar. Evlendikten sonra da kuaföre gelenler telaş içindeler ‘daha eve gidip yemek yapacağım gibi’ diyorlar. Paraları yok eşleri gelip para veriyor. Her şeyleri eşlerinin elinde. Kadın bir çeşit köle oluyor” şeklinde konuştu.
 
'Kadınlar kendini değersiz görüyor'
 
Çoğu kadının aileden gördüğü şiddetten kurtulmak amacıyla evlendiğini ancak orada da baskı gördüğünü söyleyen Berfin, kaçarak evlenen kadınların bütün olumsuzluklara katlanmak zorunda kaldığını da ekledi. Çalışan kadınların kazandıklarını evin ihtiyaçlarına verdiğini hatta hastaneye dahi gidemediğini sözlerine ekleyen Berfin, “Hastalığım kötü değil deyip kulak ardı ediyorlar. Oysa çocuğu hasta olunca her gün hastanede. Ben Asarlık’ta kadınlardan doktor ya da benzeri meslekler çıktığını görmedim. Çünkü okula giderken lazım olan şeyler bile alınmıyor. Aileler kız çocuklarının arkasında değil” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadınların örgütlenmesi gerekiyor’
 
Kadınların okulu bıraktıktan sonra günde 75 lira kazanmak için sabah saat 07.00’dan 15.00’a kadar çalıştığını ve eve gelince de ev işi yapmaya devam ettiğini kaydeden Berfin, kadınların hangi işte çalışacağına bile evli oldukları erkeklerin karar verdiğine dikkat çekti. Kadınların “hayır” demeyi bilmesi gerektiğini söyleyen Berfin, “Aileden ya da erkekten gördükleri şiddete ‘dur’ diyebilmeliler. Şiddete razı olmamalılar. Kadınlar birlikte hareket ederek örgütlenebilmeliler. Dünyayı kurtarırsa kadınlar kurtarır. Bence bir örgütlülük lazım. Her mahallede dayanışma evi olsaydı kadınlarla ilgilenilen bir yer olsaydı biraz daha şiddet azalırdı” ifadelerini kullandı.
 
‘Öncelikle kadınlar dönüşmeli’
 
Asarlık’ta bir terzihanede çalışan Senem Sal, kadına şiddet uygulayanlara, kadın katliamı ve tecavüz faillerine verilen cezaların caydırıcı olmadığına vurgu yaparak, caydırıcı cezalar ile şiddet oranının düşürülebileceğini söyledi. Senem, “Bugün birçok kadın sığınma evine gidiyor ama 6 ay sonra kadını çıkarıyorlar. Kadınlar sürekli içerde kalamaz ki zaten dışarı da çıkması gerekiyor. Tutuklanıyor hapse de atılıyor tutuklansa da çıkınca yine aynı şeyi yapıyor. Bütün erkekler aynı değil ama bunun için eğitim gerekiyor. Önce kadınların kendini yetiştirmesi gerekiyor. Erkeğe ayrı bir önem verilmemesi gerekiyor ki kendini kadından üstün görmesin. ‘Erkek yapar hakkıdır’ düşüncesinden kurtulmalı” sözlerini kullandı. 
 
‘Her canlının kendini savunmaya hakkı var’
 
Bir kıyafet mağazasında çalışan Sabahat Aydın birçok kadının toplum baskısı nedeniyle şiddete sessiz kaldığına işaret ederek, kadınların örgütlenmesi gerektiğini ifade etti. Senem, “Bu dünyada her canlının kendini savunmaya hakkı var. Kendini ne kadar çok savunursan o kadar çok konuşmaya hakkın olur. Sessiz kalırsak da her halükarda devam edecek. Ama en azından tepki verirsen bir yerde kopacaktır. Doğru akıl alırsan ben de kurtulabilirim ya da değiştirebilme imkanım olabilir. Bence erkekler değişmez. Dur demeyi bilmek gerek” diye kaydetti. 
 
‘Kadınlar beraber olduğu sürece hiçbir şey onları yıkamaz’
 
 Sabahat çocukların aile ortamında daha bilinçli yetiştirilmesi gerektiğini vurgu yaparak,“Özellikle erkek çocuğu olan aileler çocuklarını topluma ve kadınlara saygılı bireyler olarak yetiştirmeli. Kadına el kaldırma hakkının olmadığını belirtmeli. Bu konuda en büyük sorumluluk ebeveynlerin. Devlet kadını koruyan yasaları kaldırmak istiyor. Kadınlar aile tarafından yalnız kaldığı için devlet de yalnız bırakırsa iyice çaresizlik demek. Daha kötüyü düşünerek iki misline maruz kalır. Aslında kadına daha nasıl yardımcı oluruz diye davranmalı. Kadın sığınma evlerinde kadını değil erkeği hapsetmeleri lazım. İstanbul Sözleşmesi kaldırılmamalı. Kadınlar beraber olduğu sürece, dayanışma olduğu sürece hiçbir şey  onları yıkamaz" diye konuştu.