‘Tutsaklara mektup ve kitap verilmiyor’

  • 09:06 12 Ekim 2020
  • Güncel
Melike Aydın
 
İZMİR - Kitapların ve mektupların tutsaklara verilmediğini kaydeden tutsak yakını Didar Gül, cezaevlerinin daha fazla gündemleştirilmesi gerektiğini belirtti.
 
Türkiye’de koronavirüs pandemisi, cezaevlerinde sayısız hak ihlalinin yaşanmasına "tedbir" adı altında gerekçe yapılıyor. İzmir Şakran ve Kırıklar ile İstanbul Silivri'de tutsak bulunan yakınlarının görüşüne giden Didar Gül, cezaevlerindeki tecridin pandemi ile yoğunlaştırıldığını ve kalıcı hale getirilmeye çalışıldığını ifade etti.
 
'Virüse yakalananlar tutsakların yanında tutuluyor'
 
İzmir Kırıklar Cezaevi’nde koronavirüs hastası olan tutukluların siyasi tutsaklarla aynı koridorda bekletildiğini ifade eden Didar, Elbistan Cezaevi'nde bir tutsağın koronavirüs nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlattı. Didar, “Belli ki katilleri, tecavüzcüleri dışarı çıkaran AKP devrimci tutsaklara bir de buradan saldırıyor” dedi.
 
‘Kitap yasağı ile tecrit derinleştiriliyor’
 
Silivri 9 Nolu Cezaevi’ne gönderilen mektupların verilmediğini, verilmesi halinde de sansürlenerek tutsaklara teslim edildiği bilgisini paylaşan Didar, “Tekirdağ Cezaevi’nde mektupların fotokopileri veriliyor. Yine Bakırköy Cezaevi'nde mektuplar çok geç veriliyormuş. Aynı zamanda cezaevi idaresi kitapların iki ayda bir verileceğini söylemiş. İki ayda bir doğum günü, dini bayramlar, milli bayramlar dışında kitap alınmayacağını söylüyorlar. Kitapların verilmemesiyle tecridin hayatın bütün alanına sokmaya çalışıyorlar. Tutsaklar da bunun en birinci hedefi. Bu süreçte aldıkları önlemler tecrit politikasıdır ve kalıcı hale getirmek bundan kazanım elde etmek istiyorlar” diye konuştu.
 
‘Cezaevlerinde hijyen koşulları sağlanmıyor’
 
Koronavirüs salgını kapsamında alınması gereken önlemlerin cezaevlerinde alınmadığını dile getiren Didar, tutsakların kendi imkanlarıyla hijyen sağladığını dile getirdi. Görüşlerin hak gaspına dönüştüğünü ekleyen Didar, “Bir dizi önlemleri alması gerekirken almayan AKP hükümeti kapalı görüşleri bile sınırlı ya da iki haftada bir şeklinde örgütlüyor. Burada alınan ‘önlemleri’ kalıcı hale getirmek istiyor” şeklinde belirtti.
 
‘Cezaevleri daha fazla gündemleştirilmeli’
 
İktidarın tutsaklara esir gözüyle baktığını ifade eden Didar, şöyle konuştu: “Devrimci demokrat yurtsever kesimler hem devrimci değerlere sahip çıkmalı hem de insani değerleri dile getirmeli. Bu durumu toplumsal mücadelenin aracı haline getirmek gerekiyor. İnsan hakları dernekleri, vakıflar özel ilgileniyor ama bunlarla sınırlı kalmamalı.”