‘Meclis İstanbul Sözleşmesi için görevini yerine getirmeli’

  • 09:07 15 Ekim 2020
  • Güncel
İSTANBUL - İstanbul Sözleşmesi’nin tam ve etkin uygulanması gerektiğini söyleyen kadınlar, Sözleşme’ye dönük tartışmalara karşı yeni çalışma dönemine başlayan Meclis’i göreve çağırdı.
 
Kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetin önlenmesini konu alan İstanbul Sözleşmesi hukuki bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası belge niteliğinde. Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu Sözleşme, son aylarda AKP-MHP iktidarı tarafından yeniden tartışmaya açılırken, kadına yönelik şiddet ve katliam da artarak devam ediyor. Ajansımızın eylül ayı raporuna göre bir ayda 24 kadın katledildi, 18 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. İstanbul Sözleşmesi’nin tam ve etkin uygulanması için taleplerini yineleyen kadınlar, özellikle 65 gün aradan sonra 1 Ekim’de yeni çalışma dönemine başlayan Meclis’i Sözleşme’yi uygulatması konusunda göreve çağırdı.
 
Sözleşme’ye dönük devam eden tartışmalara ilişkin İstanbullu kadınlara mikrofon uzattık.
 
‘Akıl alır gibi değil’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması bir yana tam ve etkin uygulanması gerektiğini belirten İrem Asıtay, “Ülkede kadına yönelik şiddet giderek artıyor. Buna ilişkin gerekli koruma ve önleme politikaları arttırılması gerekirken İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılması yönündeki tartışmalar gerçekten akıl alır gibi değil. Çok önemli bir yerde duran kadına yönelik şiddet olaylarına ilişkin mutlaka gerekli önlemler alınmalı. İstanbul Sözleşmesi’ni destekliyorum” diye konuştu.
 
İrem, yeni çalışma dönemine başlayan Meclis’e sorumluluğunu hatırlatarak, Sözleşme’nin uygulanmasına ilişkin çalışmaların arttırılmasını istedi.
 
‘Erkekler cezasızlık politikalarıyla korunmak isteniyor’
 
İstanbul Sözleşmesi’ne karşı çıkan hükümete tepki gösteren Ayten Ataş da Sözleşme’den çekilme tartışmalarıyla kadına yönelik artan şiddet ve katliamlara karşı erkeklerin cezasızlık politikalarıyla korunmak istendiğine dikkat çekti. Meclis’e ise kadına yönelik şiddete karşı etkili yasalar çıkarma çağrısında bulunan Ayten, “Aksi halde bu ülkede kadına yönelik şiddet ve cinayetler vahim boyutlara ulaşacak” uyarısında bulundu.
 
‘Asla ama asla susmamalıyız’
 
Başak Sarıgül ise Türkiye’de kadınların güvende olmadığını belirterek, koruyucu ve önleyici tedbirlerin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Kadınları koruyan kanunlardan rahatsız olmasının anlaşılabilir olmadığını belirten Başak, “Adalet yalnızca saraylardan ibaret. Kadınların birlik olup kazanımlarını yüceltmesi ve sahiplenmesi gerekiyor. Biz kadınlar obje değiliz. Biz insanız. Bizlerin de hakları var. İstanbul Sözleşmesi kaldırılırsa hepimiz öldürülürüz. Elimizden geldiğince kendimizi korumalı, gittiğimiz her ortamda sesimizi duyurmalıyız. Şiddete, tecavüze maruz kaldığımızda asla ama asla susmamalıyız. En önemlisi ise konuşmalıyız. Her yerde, her alanda. Bıkmadan, yılmadan konuşmalıyız” diye konuştu.
 
‘Açık açık ‘kadınlar ölsün’ deniyor’
 
Kazanımlara dönük saldırılara karşı büyüyen kadın mücadelesine dikkat çeken Dilay Uras, İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına karşı kadınların meydanlarda gerçekleştirdiği eylemlere işaret etti. Dilay, “Kadınlar her gün sokaklarda, evlerinde öldürülüyorlar. Bu duruma yol açanlar ortada. Bu kişileri ülke yönetiminden uzaklaştırmak elimizde. Kadınların bu ülkede artık huzurları kaçtı. İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmasını nasıl düşünebiliyorlar, aklım almıyor. Kadınların ölmelerini istedikleri çok açık. Açık açık ‘kadınlar ölsün’ deniyor. Katiyen kabul etmiyorum” dedi.