GÖÇ-DER mültecilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekti

  • 15:46 17 Ekim 2020
  • Güncel
VAN - GÖÇ-DER, 17 Ekim Göçmenlerin Ulusötesi Mücadele Günü nedeniyle yaptığı basın toplantısında, göçmenlerin maruz kaldığı ırkçılık, sömürü ve yaşam haklarına ilişkin taleplerini sıraladı. 
 
Serhat Göç Araştırmaları Derneği (GÖÇ-DER), 17 Ekim Göçmenlerin Ulusötesi Mücadele Günü nedeniyle dernek binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıya Halkların Demokratik Partisi (HDP) il ve ilçe örgütleri, Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma (TUHAY-DER) üyeleri katıldı. Toplantıda “Koçberiya Darezore Binpekirina Mirovane” yazılı pankart açılırken, basın metnini ise GÖÇ-DER Eşbaşkanı Hanife Güzel okudu.
 
‘Sınır politikalarından kaynaklı yüzlerce mülteci hayatını kaybetmekte’
 
Türkiye’de de mültecilere ve göçmenlere yönelik ırkçı saldırıların ve baskıların giderek arttığını belirten Hanife, “Neredeyse her gün göçmenlerin ve mültecilerin ölüm haberlerine tanıklık ediyoruz. Ülkenin mültecilere yönelik yasal statüsünü tanımamasının bir sonucu olarak, tehlikeli yolculuklara girişmek zorunda kalan göçmenler kitlesel olarak ölüme sürükleniyor. Van Gölü göçmen ölümlerinin simgelerinden birisine dönüşüyor. Ağustos ayı başında batan teknede en az 61 göçmen hayatını kaybetti. Geçtiğimiz hafta ise aynı bölgede, 15 kişilik minibüste 72 mültecinin sınırı geçmeye çalışırken 2 mültecinin havasızlıktan hayatını kaybettiği haberini aldık. Bunların sadece basına yansıyan haberler olduğunu unutmayalım. Her yıl yüzlerce mülteci hükümetin sınır politikalarından dolayı hayatını kaybetmekte” dedi.
 
‘Nadire Kadirova cinayetinin üzeri kapatılıyor’
 
Kadın ve LGBTİ+  göçmenlerin ise göçmen oldukları için cinsiyetçilik, ayrımcılık ve sömürüye maruz kaldıklarını belirten Hanife, “Hepimizin bildiği Nadira Kadirova cinayetinde olduğu gibi üzeri örtülmeye çalışılıyor. Pandemi sürecinde artan ev içi erkek şiddetine karşı gerekli önlemler alınmıyor; aksine hükümetin İstanbul Sözleşmesini kaldırma girişimleri, cinsiyetçiliğin ve LGBTİ+ düşmanlığının bizzat iktidarın söylemleriyle körüklenmesi ve bu suçların cezasız bırakılması kadın ve LGBTİ+ göçmenlerin hayatlarını daha da korumasız hale getiriyor” sözlerini kullandı.
 
Son olarak göçmenlere yönelik ırkçılığa, baskılara, sömürüye karşı eşit ve birlikte yaşam haklarının sağlanması gerektiğini vurgulayan Hanife ortak talepleri şöyle sıraladı: 
 
*Savaştan kaçarak Türkiye sınırına sığınan göçmenler için sınırlar açılmalı, göçmenlerin yaşam ve sığınma hakkına saygı gösterilmelidir.
 
*Türkiye, Cenevre Mülteci Sözleşmesi’ne koyduğu sınırlamayı kaldırmalı, zulümden kaçan herkese mültecilik statüsü tanınmalıdır.
 
*Avrupa devletleri, Türkiye’yi sınır bekçisi olarak tutma politikasına son vermeli ve kapılarını göçmenler için açmalıdır.
 
*Göçmenleri Türkiye’ye hapseden AB-Türkiye arasındaki geri kabul anlaşması iptal edilmelidir.
 
*Göçmenlerin pazarlık aracı olarak kullanılmasına son verilmeli, hükümet göçmenleri güvensiz geçiş yollarına yönlendirmekten vazgeçmelidir.
 
*Tüm göçmenlerin beslenme, barınma, sağlık, eğitim, çalışma, serbest dolaşım ve yerleşim hakları tanınmalı, insani ihtiyaçları derhal karşılanmalıdır.
 
*Hiç kimse nedensiz göçmez, bütün sınırlar açılmalıdır.”